27 Eylül 2012 Perşembe

ETKİNLİK: ALTINCI BEYOĞLU SAHAF FESTİVALİ

Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenmekte olan 6. Beyoğlu Sahaf Festivali, 25 Eylül-14 Ekim 2012 tarihleri arasında Tepebaşı’nda konuklarını ağırlıyor. Sadece eski kitapları değil, dergileri, fotoğrafları, filmleri, tiyatro afişlerini, mektupları, kartpostalları ve bazı özel koleksiyonları da bulabileceğiniz etkinlikte, İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelen altmış sekiz sahaf sizleri bekliyor.


Ayaklarım beni götürüyor yine kitapların arasına. Terapim olsunlar istiyorum, yaşadığım ‘an’ları bazen unuttursunlar, bazen de o ‘an’lara tercüman olsunlar. Kitapların arasındayım, evet. Sevdiklerim ve sevmediklerim bir arada. Hayat gibi. Sevdiklerimi aralarından seçip çıkarmam gerekli. İyi bir yazarın kitabı ile okumaktan hiç zevk almayacağımı bildiğim popüler bir roman hemhâl bulunabilirmiş gibi. Ardından eski bir bavul tam karşımda… İçinde fotoğraflar, unutulmuş hayatlar…


12 Eylül 2012 Çarşamba

Film Ekimi 2012 Önerilerim

Üniversitede okuduğum yıllarda Emek Sineması'nın önündeki upuzun Film Ekimi bilet kuyruğunda beklediğim zamanları, Emek Sineması'nda izlediğim Film Ekimi filmlerini hatırlıyorum. Evet, maalesef yine EMEK SİNEMASI olmadan yeni bir FİLM EKİMİ başlıyor. 29 Eylül - 7 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da Beyoğlu, Atlas ve City's Sinemaları'nda gösterilecek güzel filmler var. Genel satış  22 Eylül Cumartesi günü saat 11:00'de başlıyor. Ayrıntılı bilgi için buraya göz atabilirsiniz.

Otuz dokuz film arasından seçim yapmak hakikaten zor, bir de benim gibi yoğun bir işiniz varsa iş çıkış saatleri ve haftasonu dışında vaktiniz yok demektir. Her ne kadar Kuzey Sineması'na yer verememiş olsam da, zaman çizelgeme uydurabildiğimi düşündüğüm ve mutlaka gitmek istediğim filmlerin kesişim kümesinden ortaya çıkan listem şöyle:

1. Fransa-Avusturya ve Almanya ortak yapımı, yönetmen Michael Haneke'den, Cannes'da Altın Palmiye alan AŞK
                                                                           Kaynak

10 Eylül 2012 Pazartesi

EDEBİYAT ETKİNLİĞİ: Sözünü Sakınmadan etkinliğinin son konuğu yazar Yekta Kopan oldu*

İstanbul Modern'in bir süredir her ay bir yazarın konuk edildiği Sözünü Sakınmadan isimli edebiyat etkinliğinin sonuncusunda konuk yazar Yekta Kopan oldu. Ömer Türkeş ve Semih Gümüş, İstanbul Modern Müzesi'nin bahçesinde yazara sorular yöneltti, yazar ise tüm samimiyeti ile cevapladı.

Kaynak : Muhsin Akgün

8.7.2012 Perşembe günü, etkinliğin başlayacağı 19:30'a beş kala İstanbul Modern'e varıyorum. Bahçeye konulan sandalyelerin tamamına yakını dolmuş ve oturacak çok az yer kalmış.

6 Eylül 2012 Perşembe

EDEBİYAT ETKİNLİĞİ: İstanbul'dan Metin Arditi geçti. Romanı TURQUETTO hakkında konuştu*

İstanbul’da başlayıp, Venedik’te devam eden ve sonrasında İstanbul’da sona eren roman, farklı dinleri benimseyen topluluklarının İstanbul’da bir arada yaşadığı dönemde resim tutkunu bir çocuğun özgürlüğüne ulaşmaya çalışması, ulaşması için yaptığı fedakârlıklar ve ulaştıktan sonra yaşadığı ikilemleri anlatıyor. Baş kahraman Eli’nin yaşamındaki çatışmayı ve Eldivenli Adam isimli tablonun büyüsünü merak edenlere…


Ağustos ayının başlarında Can Yayınları tarafından yayımlanan “Turquetto” isimli romanı ile Türkiye’de geniş ilgi ile karşılanan yazar Metin Arditi’yi ilk olarak Radikal Kitap ekinin 24.8.2012 tarihli kapağında görmüştüm. Ömer Türkeş‘in hazırladığı kitap tanıtımını okumuştum ve  kitabın konusu ilgimi çekmişti. Can Yayınları tarafından 4.9.2012 tarihinde Pera Müzesi’nde gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikte konuk yazar olduğunu öğrendiğimdeyse okuma listemde yer alan kitabın okunma sırasını hemen öne alıp, okumaya başladım. 4.9.2012 tarihinde Pera Müzesi’ndeydim. Kitaptan ve söyleşiden kısa notlarla karşınızdayım.

Söyleşi başlamadan hemen önce Janet Esim (vokal), Jak Esim (vokal, gitar ve bendir), Herman Heder (vokal, mandola ve gitar) ve Bekir Şahin Baloğlu (ud) Sefarad müziğinden örnekler sundular. Kısa konserin ardından Haldun Hürel ve yazar Metin Arditi sahneye alındı.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Londra'nın güzel köşesi: WAPPING*

Yeni bir şehre gittiğimizde turist kitaplarının ilk sayfalarında yazanların dışında bir yer keşfetmek, şehrin asıl sakinlerinin yaşamlarına ortak olabilmek her zaman daha keyifli değil midir? Londra sakini taklidi yaptığım günlerden birinde yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. Thames Nehri, sana bir de WAPPING gözüyle bakayım istedim! 

2009 yılıydı ve Londra’ya ilk defa gelmiş birisi olarak, Londra’nın kalbi olan City of London isimli bölgede yer alan bir avukatlık şirketinin denizcilik departmanında staj yapmaya başlamıştım. the City denilen bu yer, bankaların, Lloyd’s binasının, the Gherkin’in, sigorta şirketlerinin ve diğer iş yerlerinin bulunduğu Londra’nın birinci zone’unda yer alan bir bölge. The City’de çalışmak, öğle yemekleri, akşam iş çıkışları ile tamamen bir film gibi. İş çıkışı birkaç kadeh içki içmeden eve dönülmüyor örneğin, hem de açken!