17 Ocak 2013 Perşembe

Sait Faik Abasıyanık Öykü Dinletisi: "Her Şey İnsanı Sevmekle Başlar”

Sait Faik Abasıyanık öykü severlerlerin başucu yazarlarındandır. Yirminci yüzyılda Türk edebiyatında kısa öykü denildiğinde farklı tarzı ile ilk akla gelen ve öykü türünü dönüştüren yazarlardandır. 1906-1954 yılları arasında yaşadığı kısa ömründe çoğunlukla öykü olmak üzere birçok eseri yayımlanan yazar, bu günleri görse gururlanır mıydı; yoksa insan sevgisinin o günlerden bugünlere yok olmaya yüz tutması onu daha çok mutsuz eder miydi, bilemiyoruz.



Mesai saatim dolar dolmaz işten çıktım ve ilk iş olarak İş Bankası Kuleleri’nin altında yer alan yemek bölümünde kendime göre bir şeyler bulmak üzere içeriye girmeye çalıştım. Etkinliğin başlamasına yaklaşık iki saat olduğu için, benden başka herkes Kule’deki mesai saatleri bitimi sebebi ile işten çıkıp servislerine yerleşmek üzere hızla yürüyordu. Kendimi, ters bir yöne akmakta olan bir nehir gibi hissettim. Yemeğimi yerken benim kadar erken gelip, benimle tesadüfen aynı lokantada yemeğe oturan dörtlünün etkinliğin müzisyenleri olduğunu nereden bilebilirdim?


14 Ocak 2013 akşamında Sait Faik Abasıyanık, İş Sanat‘ta hayat buldu. Enerjisi sahnedeydi. Kara bir sahne düşünün. Bir radyo tiyatrosu başlamak üzere. Radyonun kayıt stüdyosu olduğunu şıp diye anlayacağımız bir düzen görmektesiniz. Arka planda radyo kaydı alınan oda, odanın penceresinin üzerinde kayıttayken yanan kırmızı ve ara verildiğinde yanan yeşil ışık var. Sahne ortasında iki mikrofon, sol tarafta seslendirme sanatçılarının oturup dinlenmeleri için bir masa ve dört sandalye. Hemen yanında müzisyenler… Piyano, keman, çello ve obua. Sahnenin sağ tarafında ise ses efektleri yapan sanatçı. Deniz suyu, dalga, yağmur, kapı açma, merdivenlerden çıkma, koşma, kağıt, tokat gibi türlü sesleri oluşturan kişi.



Hayal edin, kara sahnede seslendirme sanatçılarının âlâları: Tilbe Saran,Bülent Emin Yarar, Metin Belgin ve Hakan Gerçek. Hepsi özeller, hepsi başka. Ama benim kalbim Tilbe Saran’ın ve Bülent Emin Yarar’ın sesleri için attı. Kafamda onların cümleleriyle tekrarlandı olan biten. Özellikle Tilbe Saran’ın anlatıcı olarak okuduğu bölümlere bir çello eşlik etti ki; o sırada sanki içimde bir şeyler yer değiştirdi, yerini buldu, yerleşti derken gözlerim doldu. Bazen de sadece gözlerimi kapattım ve seslerle duygulandım. Hayal edebildiniz mi?

“Terliklerini giyiyor. Sarnıçtan su çekilmiştir. Ayaklarını yıkıyor. Boğazın ışıklarını gören pencerede ihtiyar adam, altmış beş senelik ömrünü altmış beş saniyeye indiren bir rüya içinde kendisini yemeğe çağırmalarını bekliyor. Hediyeler unutulmuştur. Yalnızlık ve ihtiyarlık bir gemi hızıyla meçhul yola düzülmüştür.
-Efendi baba, efendi baba, diye sesleniyorlar, haydi yemeğe!
Efendi baba, açık pencereden uçup gitmiştir…”

(s. 74, “Alt Kamara”, “Şahmerdan” isimli kitabından alınmıştır, YKY, 14. baskı, Ocak 2011.)


Etkinlik sonunda müzisyenler ve oyuncular hep birlikte selam verdiler. Hepsi pırıl pırıl insanlar, nasıl da mutlu ettiler o akşam o salon dolusu seyirciyi. İş olsun diye değil de severek sergiledikleri aşikar olan performanslarıyla.


Dinletide seslendirilen öyküler “Projektörcü”, “Alt Kamara”, “Plajdaki Ayna”, “Sivriada Geceleri” ve“Hişt, Hişt” oldu. Öyküler yazarın YKY baskılarından sırasıyla ilk ikisi “Şahmerdan” ve diğerleri “Mahalle Kahvesi”, “Son Kuşlar” ve “Alemdağ’da Var Bir Yılan” isimli kitaplarında yer alıyor. Tabii duymuşsunuzdur, yazarın kitaplarının telifi İş Kültür Sanat Yayınları’na geçti. Yazarın bu yayınevinden yayımlanan kitapları için buraya bakabilirsiniz. Eğer bugüne kadar Sait Faik öyküsü okumadıysanız yeni yayımlanan “Seçme Hikâyeler” isimli kitabından başlayarak yazarın en bilinen öykülerini bu kitap aracılığıyla tanıyabilirsiniz.

Öykü metinlerini düzenleyen Mehmet Birkiye, sahneye uyarlayan ise Atilla Birkiye. Müzik düzenlemeleri ise müzik yönetmeni ve piyanist Serdar Yalçıntarafından hazırlanmış. (Ayrıca keman Seda Subaşı, çello Şemsa İdil Ural ve obua Azad Aliye) Özellikle “Hişt Hişt” isimli öyküdeki müzik düzenlemesi ile, akşamı yüzlerimizde bir tebessüm ile sonlandırmamızda dörtlünün katkısı çok büyük.

Atmosfer yaratmakta usta öyküleri ile öykünün ille de olay öyküsü olarak yazılması gerekmediğini bize anlatan büyük bir yazar Sait Faik Abasıyanık. Onun için düzenlenen bu özel akşamdan aldığım keyif hakkında ne yazsam eksik kalır. Benzer etkinliklerin çoğalmasını dilerim. Öykü dolu günler!

*Bu yazı 15.1.2012 tarihinde burada yayınlanmıştır, theMagger'a teşekkürlerimle.

*Fotoğraflar:
http://www.milliyetsanat.com
http://www.radikal.com.tr
http://www.beyazcamhaber.com
http://fotohakikat.blogspot.com

1 yorum:

  1. continuously i used to read smaller posts which as well clear their motive, and
    that is also happening with this article which I am
    reading at this place.

    My web page - landing page Design

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz. Yazar tarafından yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanacaktır.

Thank you for your comment. It will be published upon approval by the author.