23 Temmuz 2013 Salı

Öykü Yazarlarıyla Söyleşiler (4): Veysel Kaygusuz

Henüz bir öykü kitabı yayımlanmamış olan, fakat edebiyat dergilerinden takip ettiğimiz öykücülerle yaptığım röportajların dördüncüsünde Veysel Kaygusuz sorularımı cevapladı. Gaziantep şehrinde, "Don Kişot Kitabevi" kurulmadan önce kitap satın alabileceğiniz tek yerin "D&R" olduğuna inanabiliyor musunuz? Sırf kitabevi açma isteği sebebiyle bile hayatta güzel şeylerin de olabileceğini hissettiren, içimde umutlar yeşerten bir buluşma oldu.


Veysel Kaygusuz, Gaziantep’te Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapıyor, aynı zamanda Don Kişot Kitabevi'nin iki ortağından birisi. Arkadaşım Konserveruhlar'ın önerisiyle Notos’ta okuduğum “Sis” isimli güzel öyküsü sonrasında kendisiyle iletişim kurmaya karar verdim.

Yazmaya nasıl başladınız?

Yazma serüveni okumayla doğru orantılı bence. Ortaokul ve lise yıllarım yoğun okumalarla geçti. Başkasının hikâyelerini hep sevdim ve sevdiğim yazarlara benzemeye çalışarak başladım yazmaya. Sonrasında üniversitede -kısmi de olsa- bunun teknik eğitimini aldım. Sonrası Sait Faik hesabı işte: "Yazmazsam deli olacaktım."

Notos’ta yayımlanan öykünüz, önceden Fırat Küçük’ün blogu “Beton Ali in Wonderland”de yer aldı. Blogda öykülerinizin yer alması fikri nasıl oluştu?

Fırat Küçük benim dostum. Fırat hayatının bir evresinde meşguliyeti sıfıra indirdi. O evrede blogu oluşturdu. "Öykündüğüm" öyküleri de bloga koyma fikri onundu. Blog doldurma fikriyle başlayan, sonrasında da gelişen bir şey oldu.

2011 yılının Haziran-Temmuz Notos sayısında yayımlanan öykünüz Sis'i yazma ve dergiye göndermeye karar verme sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Notos’u ilk sayısından beri takip ediyorum. Orada “Fotoğrafın öyküsünü yazar mısınız?” bölümü var. Nisan - Mayıs sayısındaki fotoğrafı görünce: "Ben bu fotoğrafı yazmıştım." dedim. Biraz düzenleyip gönderdim "Sis" öyküsünü. "Sis" yazdıklarımın en iyisiydi bana göre ve Yayın Kurulu onu birinci seçecekti, inanıyordum.

3 Temmuz 2013 Çarşamba

ALINTI: Itzhak Perlman

28 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul'da bir konser veren Itzhak Perlman, dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Konserini maalesef izleyemedim, bunun yerine İstanbul'da verdiği bir röportajdan alıntı yapmakla yetineceğim. Benim gibi kaçıranlar, merak etmeyin tekrar gelme ihtimâli yüksek!

"Şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum. Ben müziği gerçekten içimde hissedebiliyorum. Çok sevdiğim bir şeyi dinlerken ağlarım mesela. Bu işte müziği ruhunda hissedebilmek. Bazısı: "Aa güzelmiş!" der ama duvar gibidir, şaşırmaz, etkilenmez. Oysa güzeldir hayatta şaşırmak, içlenmek, duygulanmak..."