17 Ekim 2012 Çarşamba

Yazar Mahir Ünsal Eriş TRT 1 Radyo'ya konuk oldu

Dün yolda giderken, benim için bir yol klasiği hâline gelen twitter okumalarımdan birisinde Mahir Ünsal Eriş'in TRT 1 radyosunda "Canlı Okumalar" isimli programa konuk olacağını okudum ve okuduğum anda radyo programının başlamasına tam iki dakika vardı. Tesadüfün şerefine hemen cep telefonumun radyosunu açtım ve mütevazı yazarımızın sesi kulaklarımdaydı.

Sevdiğimiz bir yazarın yazılarını okumaktan başka, kendisini televizyonda izlediğimizde veya sesini duyduğumuzda hatta şanslıysak tanıştığımızda, bazen yazar hakkında kurduğumuz hayal yerini hayal kırıklığına bırakır; bazense tam tersi olur.  Mahir Ünsal Eriş'i dinlediğimde, okurken hayalini kurduğum "yazar insana" çok yakın bir ses tonu hissettim. Mütevazılığı ile beni haklı çıkarmasından aldığım keyif bir yana; samimiyeti de, "keşke arkadaşım olsaydı da sevdiğim kitapları onunla tartışabilseydim" dedirtti. Benim düşüncelerimi bir yana bırakırsak, yazarı sevenler ve radyo programını kaçıranlar için notlar aldım:

1. Yazarın ilk kitabı olan "Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde"nin isminin bulunmasında yazara, editörü yardımcı olmuş. Öykülerinin birinde geçen bu ifadeyi editörü bulup çıkarmış.

16 Ekim 2012 Salı

Tiyatro Oyunu: Pandaların Hikâyesi

Oyun Atölyesi’nin 2012-2013 sezonu için hazırladığı tek perdelik yeni oyunu “Pandaların Hikâyesi”, izleyenlerine özenle hazırlanmış bir fantastik hikâye sunuyor.

Moda‘nın en sevdiğim mekânlarından birisi tam on üç yıldır orada dimdik ayakta duran Oyun Atölyesi. Bildiğiniz gibi, Anadolu yakasında yer alan özel tiyatro salonlarının sayısı çok az. Oyun Atölyesi, kışın bile yararlanabildiğimiz bahçesi ve Antre Cafe'si ile Moda’nın demirbaşlarından birisi. Sadece tiyatro oyunu izlemek için değil, bazen sadece kahve içmek ve sohbet etmek için güzel bir buluşma noktası.

Oyun Atölyesi’nde 2008 sezonundan beri devam eden Testosteron’da gülmekten kırılmış, bir önceki sezon İstanbul’da ve Londra’da Sheakspeare’s Globe Tiyatrosu’nda oynanan Antonius ve Kleopatra’da hayran hayran hayallere dalmıştık derken bu güzel oyunlara yeni bir oyun daha eklendi: Pandaların Hikâyesi. Oyunun asıl adı, anlamını oyunun sonunda fark ettirecek olan, Frankfurt’ta Kız Arkadaşı Olan Bir Saksafoncu Tarafından Anlatılan Pandaların Hikâyesi. Oyunun yönetmeni Kemal Aydoğan, oyunu çeviren Omid Darvishi, oyuncuları ise Ebru Özkan ve Caner Cindoruk. Oyunun sade ama bir o kadar da oyuna yakışan sahne tasarımını Bengi Günay, animasyonlarını Mertcan Mertbilek ve Hande Öztürk, ışık tasarımını İrfan Vanlı, müziklerini ise Tolga Çebi hazırlamış.


Oyunun yazarı Matei Visniec Romanya’da doğan, Paris’te yaşayan felsefeci, gazeteci, şair ve yazar. Oyunda felsefe ile birlikte ezoterizm, kuantum ve zen öğretilerine ilişkin öğelere yer verilmiş. Dolayısıyla tür olarak, geleneksel tiyatro anlayışından epey farklı. Oyunda elma, ağaç, gök, kuş, kafes, saat, telesekreter, mum, saksafon, şarap, “a” sesi ile anlaşmak, dil, zaman, uçmak ve sayılar gibi bazı sembollere yer verilmiş.


Oyunun ilk sahnesi bir kadın ve bir erkeğin aynı yatakta uyanması ile başlıyor. Erkek (Caner Cindoruk) önceki gün ve yanında yatmakta olan kadın ile ilgili pek bir şey hatırlayamıyor. Kadın (Ebru Özkan) ise son derece pozitif. Kadın tam dokuz gece, erkek ile beraber olacağına söz veriyor ve her bir gece farklı sembollerle geçen akşamlar geçiriyoruz hep birlikte. Oyun boyunca kadın, masal anlatıcısı lezzetindeki ses tonu ile içimize işleyen cümleler kuruyor. Dokuz gece anlatılırken, bir geceden diğer geceye geçiş sırasında sahneye yansıtılan semboller de ilgi çekici. Semboller yansıtılırken, her seferinde farklı bir alfabe kullanılıyor.

11 Ekim 2012 Perşembe

2012 Nobel Edebiyat Ödülü

Fotoğraf buradan alınmıştır.


2012 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi bugün Türkiye saati ile saat 14:00'te İsveç'te açıklandı. Ödüle layık görülen isim Çin'in kısa öykü ve roman yazarı Mo Yan oldu. Ödüle layık görülmesinin sebebi, eserlerinin "tarih, masal ve çağdaş olanı harmanlayan sanrısal/büyülü gerçekçiliği barındırıyor olması" olarak değerlendirilmiş. Yazar bu yönü ile G. G. Marquez ile de karşılaştırılıyor.

Mo Yan, aslında yazarın mahlası; asıl adı Guan Moye. Yazarın kitaplarından Red Sorghum 1987 yılında, Shifu You'll Do Anything for a Laugh ise 2000 yılında yönetmen Zhang Yimou tarafından, 2003 yılında da öyküsü NuanHua Jianqi tarafından beyazperdeye uyarlanmış.

Türkiye'de pek değil, hatta hiç tanımadığımız yazarın Türkçe'ye çevrilmiş bir kitabı bulunmuyor. Mo Yan'ın kitapları bakalım hangi yayınevi aracılığıyla Türkçe'ye kazandırılacak? O zamana kadar İngilizce'ye çevrilmiş yayınlarına ulaşmak isteyenler için birkaç örnek: Garlic BalladsPow!Red SorghumShifu You'll Do Anything for a Laugh.




9 Ekim 2012 Salı

FİLM EKİMİ: Kim Ki-Duk'tan "PIETA/ACI"

Her sene olduğu gibi bu sene de Filmekimi’nde önemli filmler gösterilmeye devam ediyor. Bunlar arasında yer alan filmlerden birisi Güney Koreli yönetmen Kim Ki-duk’un "Acı" isimli filmi. 69. Venedik Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü alan bu filmde yönetmen, diğer filmlerinden farklı bir yaklaşımla, merhamet-intikam ikilemini sarsıcı bir biçimde yansıtıyor.




Filmin orijinal adı "Pieta", İngilizce'de "compassion", Türkçe'de "merhamet/şefkat/acıma" anlamına geliyor. Ayrıca "pietà", Michelangelo'nun Vatikan'daki St. Peter Bazikilası'nda sergilenmekte olan eserinin de adı. Heykelde Meryem Ana, oğlu İsa'nın ölü bedenini taşıyor. Filmin bazı sahneleri, anne-oğul ilişkisi bakımından bu esere göndermelerde bulunuyor.

Baş kahraman Lee Kang-do (Lee Jung-jin), bir tefeci için tahsilatçı olarak çalışan, kaybedecek hiç bir şeyi olmayan acımasız birisi. Borcunu ödemeyen kişileri sakat bırakarak onların sağlık sigortalarından gelecek tazminattan para alan Kang-do'nun işini nasıl yaptığını anlatarak başlayan filmin özellikle ilk yarısında şiddet içeren sahneler az değil. Sakat kalmaya dayanamayan borçlulardan bazıları intihar ediyor, yakınları ise bu acı ile baş başa kalıyorlar.

1 Ekim 2012 Pazartesi

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali (İTEF)


Ekim ayının ilk gününden merhaba. Haftanın ve ayın başlangıcını güzel bir etkinlik ile değerlendirmek isterseniz size tavsiyem İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali (İTEF) programına göz atmanız. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festival 1-4 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da, 3–5 Ekim'de Ankara’da, 5–6 Ekim’de İzmir ve 5–6 Ekim’de Hatay'da sürecek. Etkinliğin bu yılki teması "Şehir ve Korku".

Festivalden size iki tavsiyem var. Birincisi bu akşam saat 20:00'de Cezayir Restoran Konferans Salonu'nda düzenlenecek olan  "Tekinsiz Aile" başlıklı etkinliğin katılımcıları: Herman Koch, Gebrand Bakker, Elif Tanrıyar, Yekta Kopan ve Filiz Aygündüz. İkinci tavsiyem ise "Zamanda Yolculuk: Hafıza mı Kurgu mu?" isimli etkinlik. 4.10.2012 akşamı saat 20:00'de Ayfer Tunç, Stine Jensen, Müge Gürsoy Sökmen tarafından KargART'da gerçekleştirilmesi planlanıyor. Etkinliklerle ilgili detaylı bilgi için burayı inceleyebilirsiniz.