Kayıtlar

kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KİTAP: Ayn Rand - Hayatın Kaynağı

Resim
Amerika’da 1943 yılında yayımlanan ve Türk reklam piyasasının yirmi yıldan fazla süredir farkında olduğu kitabı, ünlü Amerikan dizisi Mad Men’i takip edenler de bilirler.  Kitabın konusu Orijinal adı “The Fountainhead” olan kitapta mimarlık mesleği üzerinden toplumda gücü elinde tutan kurumları ve bunların hepsinin arasında ayakta kalmaya çalışan “bireyci” insanın duruşu gözler önüne seriliyor. Kitabın baş kahramanı Howard Roark , mimarlık fakültesinden kovulmuş bir mimardır. Görüşleri nedeniyle fakültesinden atılır; atılmadan önce kendisine bir fırsat tanınmasına rağmen benimsediği değerlerden vazgeçmez. Yapacağı binalarda hiçbir fazlalık olmasına, Viktoryan veya benzeri farklı tarz eklemeler yapılmasına katlamayan ve müşteri bulmayı, asıl amacı olan kendi tasarladığı gibi binalar yapması için sadece bir araç olarak gören bir mimar. Benimsediği değerlerden vazgeçmesi için kendisine yöneltilen tekliflerin hiç birinde bir kez bile “acaba” diye düşünmeden benimsedikleri ...

KİTAP: Leylâ Erbil - Gecede*

Resim
“Uykularımızın içinde bugün bile düdük sesleri duyarak uyandığımızı biliyor mudur?” Leylâ Erbil’in Türk Edebiyatı’nın en değerli yazarlarından biri olmasının önemli sebeplerinden birisi, özgünlüğü. Türkiye’de kaç yazar tanıyoruz, ödüllere karşı olmakla kalmayıp; kitaplarından birini bir ödül törenine gönderip de ödül alamadığını kitabının ilk sayfasına yazdıran? Ödülleri reddeden? Otobiyografisini yazdırmaya ya da nehir söyleşi yapmaya yanaşmayan? “Gecede” , ilk baskısı 1968 yılında yayımlanan bir öykü kitabı. Yedi öykü içeriyor. Öykülerin tamamında didaktik olmayan, fakat kahramanlarının dilinden hayatı sorgulamaya yönlendiren zamansız bir dil var.  (...) *Melisa Sürücü,  Aşiyan, Ekim, Sayı: 14.

KİTAP: Hüseyin Kıyar - Hisar'dan Ahmet

Resim
En güzel manzaralardan birisidir güzel bir sokak manzarası. Gecenin karanlığını az da olsa aydınlatan sokak lambasının altından düşen kar tanelerini izleyen koltuğunuzda, sıcak çay eşliğinde iyi bir edebiyat metni okumak istiyorsanız, bu kitabı okuma listenize almalısınız. Hisar’dan Ahmet kimdir? Kitabın anlatıcısının babasıdır. Ama oğlunun bile gözlemlerken garipsediği huyları vardır. Çocuk mudur, baba mıdır bazen karıştırılabilir. Şaka diye bir çocuğun karnesini alıp, geri vermez. Oğlunun bayılarak baktığı bir kız olduğunu fark ettiğinde, kızın da orada olduğuna aldırış etmeksizin oğluna şaplağı yapıştırıverir. Sonra hanımına der ki: “Gız senin bu oğlun vırtladı!” Oğluyla gittiği hamamda oğlunun cinsel organının etrafındaki tüyleri traş etmesi gerektiğini fark edince, oğlu için oldukça utandırıcı bir yoldan konuya girer. Bu hareketi sonrasında oğlu babasına, okuldaki arkadaşından öğrendiği kadarıyla, travma diye bir şey olduğunu söyler. Aldığı cevap basittir: “Nereden öğreniyo...

KİTAP: Sinan Sülün - Karahindiba

Resim
Bir ilk kitap olan Karahindiba’yı satır aralarında düşünerek okuyan okur, edebiyat dünyasına güçlü bir yazarın ayak bastığını çok geçmeden fark edecek. "Karahindiba", üç öyküden oluşuyor: Aralık, Mavi Pelikan ve kitaba adını veren Karahindiba. Her üç öyküde de farklı üsluplarla toplumsal dayatmaların sebep olduğu hayal kırıklıkları ve yalnızlıklar üzerinden yaşama tutunma veya tutunamama anlatılıyor. Yazar, mağlup olanlar merkezinde üç farklı dünya kurmuş. İlk öykü Aralık , Yusuf Atılgan’ın unutulmaz eseri Aylak Adam’dan bir alıntı ile başlıyor. İhanete uğramış, çaresiz, işsiz ve yalnız Rıfat, ağabeyi Arif ve annelerinin yanına dönerek onlarla yaşamaya başlıyor ve onun gözünden hayata bakma fırsatımız oluyor. “Bize her şeyi yanlış öğretmişler Kudret. Bu dünyanın dörtte biri kara, dörtte biri gözyaşıymış. İnsanlıktan ikmale kalmışız haberimiz yok.” (Aralık, s.37) “Demek ki ben mutsuzum. Tuhaf bir su içmişim de sanki içim görünüyor Gözlerim buzdan ...

YARIM KALMIŞ BİR HAYAT ve BU YARIM KALMIŞ HAYATIN EN ÖNEMLİ ESERLERİNDEN BİRİSİ: "YABANCI"

Resim
İkinci Dünya Savaşı sonrasında varoluşçu edebiyatçıların en önemlilerinden birisi olan Albert Camus’nün “Yabancı” isimli romanı, edebiyatın evrenselliğine ve zaman tanımazlığına güzel bir örnek. 1957 yılında edebiyat alanında Nobel Ödülü’ne layık görülen yazarın henüz herhangi bir kitabını okumadıysanız “Yabancı”, başlangıç için güzel bir roman. Cezayir doğumlu gazeteci, felsefeci ve yazar Albert Camus, 1957 yılında edebiyat alanında Nobel Ödülü’ne layık görüldükten iki sene sonra, 46 yaşında, bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. 20. yüzyılda edebiyat dünyasının en önemli isimlerinden birisi olarak kabul edilen yazarın, romanlar ve deneme kitapları dışında yazmış olduğu uzun öyküler ve tiyatro oyunları da var. Felsefe alanında varoluşçu akımın etkisinde açıklanabilecek olan absürdizmin bir yansıması olan “Yabancı“, Fransa’da 1942 yılında, Türkiye’de ise Can Yayınları tarafından 1981 yılında yayımlanmış; her edebiyat severin bir dönem okumuş olduğu, insanı düşünmeye ...

EDEBİYAT ETKİNLİĞİ: İstanbul'dan Metin Arditi geçti. Romanı TURQUETTO hakkında konuştu*

Resim
İstanbul’da başlayıp, Venedik’te devam eden ve sonrasında İstanbul’da sona eren roman, farklı dinleri benimseyen topluluklarının İstanbul’da bir arada yaşadığı dönemde resim tutkunu bir çocuğun özgürlüğüne ulaşmaya çalışması, ulaşması için yaptığı fedakârlıklar ve ulaştıktan sonra yaşadığı ikilemleri anlatıyor. Baş kahraman Eli’nin yaşamındaki çatışmayı ve Eldivenli Adam isimli tablonun büyüsünü merak edenlere… Ağustos ayının başlarında Can Yayınları tarafından yayımlanan “ Turquetto ” isimli romanı ile Türkiye’de geniş ilgi ile karşılanan yazar Metin Arditi’yi ilk olarak Radikal Kitap ekinin 24.8.2012 tarihli kapağında görmüştüm.  Ömer Türkeş ‘in hazırladığı kitap tanıtımını okumuştum ve  kitabın konusu ilgimi çekmişti. Can Yayınları tarafından 4.9.2012 tarihinde Pera Müzesi ’nde gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikte konuk yazar olduğunu öğrendiğimdeyse okuma listemde yer alan kitabın okunma sırasını hemen öne alıp, okumaya başladım. 4.9.2012 tarihinde Pera Müzes...

KİTAP: Tezer Özlü'den "Eski Bahçe - Eski Sevgi"*

Resim
Tezer Özlü’nün  1978 yılında yayımlanan  ilk kitabı Eski Bahçe, yazarın 1963 yılından sonra dergilerde yayımlanan öykülerinden oluşuyor. Bu ilk kitap,  yazarın  1986 yılındaki  ölümünün ardından  daha sonra yazdığı öykülerle birlikte Eski Bahçe – Eski Sevgi (1987) adıyla yeniden basılarak günümüze ulaşmıştır. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan kitapta yirmi üç öykü yer alıyor. Öykülerden altı tanesi Almanca olarak yazılmış, yazarın ölümünden sonra kardeşi Sezer Duru tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Kitabın arka kapağında yazar, “edebiyatımızın lirik prensesi” olarak tanımlanmış. Yazarın yaşam, ölüm ve cinsellik ekseninde yaşamın anlamını arayan ve yazdığı her türlü metinde bu arayışını hissettiren farklı dili, metinlerin varlığından bağımsız olarak okuyucuyu sarmalıyor. Yazarın bilincinin ve bilinçaltının zaman zaman birbirine karıştığı ve an’ların hiç de sıradan olmayan bir anlatısının ortaya çıktığı anlatılar bunlar. Kitabın adı...

KİTAP: Ayfer Tunç'tan Memleket Hikâyeleri*

Resim
Ayfer Tunç, Türk Edebiyatı'nın öykü ve roman türünde eser veren en önemli yazarlarından. Yazarlık serüvenine ilk öykü kitabı “Saklı” (1989) ile başlamış olan yazarın son kitabı “Memleket Hikâyeleri” (2012). Bu kitap, Ayfer Tunç’un her yeni kitabını dört gözle bekleyen okurlarının beğenisini karşılıyor. Ayfer Tunç aslında Can Yayınları’nın yazarı. Fakat kendisine İletişim Yayınları'nın Memleket Kitapları dizisi için bir kitap yazması teklifi geldiğinde bu teklifi geri çevirmiyor ve İletişim Yayınları’na konuk oluyor. İşte “Memleket Hikâyeleri” kitabı böyle ortaya çıkıyor. Refik Halit Karay’ın 1919’da yayınlanan “Memleket Hikâyeleri” isimli kitabına da gönderme yapan kitap üç bölümden oluşuyor. Kitabın "Memleket Yazıları" olarak adlandırılan ilk bölümünde daha çok deneme, anı ve öykü türleri arasında bir tada yakın olan yazılar yer alıyor. Taşra, memleket, millet ve son olarak İstanbul (güzelleme ve ağıt) üzerinden memleket meselelerine toplum olarak nasıl bakt...

Orhan Pamuk - Masumiyet Müzesi: "Roman, Müze ve Katalog Üçlemesi"

Resim
           (Fotoğraf buradan alınmıştır.) 2006 yılında Edebiyat alanında Nobel Ödülü 'ne layık görülen  Orhan Pamuk 'un ödülü aldıktan sonra yayımlanan ilk romanı Masumiyet Müzesi , dünya edebiyatında en çok konuşulan romanlardan birisi oldu ve 28 Nisan 2012 tarihinde açılan müze ile konuşulmaya devam ediyor. Ayrıca müzenin açılmasından onbeş gün sonra aşağıdaki katalog yayımlandı ve konu ile ilgili heyecan duyanlara bir "şey" daha armağan edilmiş oldu. Algodón: İlk baskısı 2008 yılında yayımlanan kitabı maalesef henüz okuyabildim. Kitap ile ilgili heyecanımı perçinleyen, tamamen kişisel bir mesele. Orhan Pamuk'u basından tanıdığım kadarıyla ve sadece başka iki kitabına üniversitede okurken tesadüf etmiş birisi olarak, hakkında bazı önyargılara sahip bir okuruydum. Ön yargılarımın kırılmaya başlaması, kendisinin  Saf ve Düşünceli Romancı  isimli kitabı ile başladı. Kitap, yazarın Nobel ödülüne layık görüldükten sonra verdiği No...