Kayıtlar

alıntı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ezginin Günlüğü - Seni Düşünmek

Resim
Akşam oldu. İşten eve geldin. Yemek yedin. Düşündün, yine bir gün daha geçti ruhunu aç bıraktığın. Derken... Bir şarkıya denk geldin, daha önceden dinlemediğin. Ruhun canlandı, uyuşukluğun da geçti. Tekrar tekrar dinlemeye başladın... Sonra yazmaya...

ALINTI: Itzhak Perlman

Resim
28 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul'da bir konser veren Itzhak Perlman , dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Konserini maalesef izleyemedim, bunun yerine İstanbul'da verdiği bir röportajdan alıntı yapmakla yetineceğim. Benim gibi kaçıranlar, merak etmeyin tekrar gelme ihtimâli yüksek! "Şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum. Ben müziği gerçekten içimde hissedebiliyorum. Çok sevdiğim bir şeyi dinlerken ağlarım mesela. Bu işte müziği ruhunda hissedebilmek. Bazısı: "Aa güzelmiş!" der ama duvar gibidir, şaşırmaz, etkilenmez. Oysa güzeldir hayatta şaşırmak, içlenmek, duygulanmak..."

Bir alıntı ve bir şarkı

Resim
Şule Gürbüz "Zamanın Farkında" isimli kitabında diyor ki: "Çok şaşarım şiir sevenlere, okuyup geçenlere, kitabı kapatıp yemek yiyenlere, o bakışla yaşayıp da ölmeyenlere. Şiir sevilmez ki, öyle duyulur, öyle bakılır, hastalanılır, zehirlenir, ölünür. Şiir sonunda öldürür." Okuduktan sonra çok etkilendiğim bu üç cümle aynı şeyleri bazı şarkılar için hissettirir. Mesela Yeni Türkü'nün Nilüfer isimli bir şarkısı var son albümünde. O şarkının sadece ilk dörtlüğü beni çeker: "Sevgin bana taşmadığında Kuru bir dala benzerim Gözlerin bana bakmadığında Kanadım kırıktır benim" Ya da Bülent Ortaçgil'in Bozburun isimli şarkısı beni dipsiz bir kuyuya çeker ve kuyunun dibinde yaşamaya mahkum eder: "Güneşi yolladık bütün renklerle Oyuncağıyız artık alışkanlıkların" Kurmaya çalıştığım cümleler, yazıp bozduğum kelimeler arasında emeklemeye başladığımdan beri daha çok okumaya çalışıyorum. Bazı okud...

Mahir Ünsal Eriş - Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde

Resim
"(...) Sahi, gerçekten de cennette de âşık olacak mıyız? Orada da kıskanacak mıyız sevdiğimizi ölesiye, öldüresiye. Cennette olabilecek miyiz sevdiğimizle, aramıza ayrılık girmeden? İstememek olmasın orda bari, bırakıp gitmek olmasın hiç olmazsa. Gönül kapıları açık olsun, çalmadan girilsin içeri. (...)"  ["Bilye Hikmet" isimli öykü, s. 53.]

Hulki Aktunç: Merak Böceğinin İstilasına Uğramış Adam*

Resim
                                                                        Fotoğraf,  bu adresten  kopyalanmıştır. Dün "Dostluk"tan bahsetmişken, (bkz. burada ) bugün bir Hulki Aktunç öyküsüne denk geldim, paylaşmak istedim: "XIII Bir daha kimseyle Yek-Yek oynamayacağım. Kendi kendime de. Yaşlı dostumun dükkânına gitmeyeceğim. Hak etmediği bir dostluk veriyorum ona. Yanlış bir dostluktan incitici ne olabilir? İleniyorum sanma, eba . İlendiğim tek şey, yine sözcükler. "...karabatak sökün etti. Artık hiç kimseleri karşılayamayacağımız bu yıl," diye yazmıştım. Büyüsüne kapılıp sözcüklerin. Seni karşılamıştım. Seni karşılamıştım oysa. Sözcükler. Bir daha yalan söyletmeyeceğim onlara." (Hulki Aktunç,  Toplu Öyküler II, YKY, Yek Yek Oynayanlar ,  s. 49-50...

Tomas Tranströmer - Kyrie

Resim
                                      “KYRIE”   Translation: Robert Be ly At times my life suddenly opens its eyes in the dark. A feeling of masses of people pushing blindly through the streets, excitedly, toward some miracle, while I remain here and no one sees me. It is like the child who falls asleep in terror listening to the heavy thumps of his heart. For a long, long time till morning puts his light in the locks and the doors of darkness open. Türkçe çevirisi: Cevat Çapan Bazen hayatım gözlerini karanlıkta açardı. Kalabalıklar sokaklarda görmeden ve kaygılı bir mucizeye doğru sürüklenirmiş gibi bir duygu, ben ayakta dururken görünmeden. Bir çocuk yüreğin ağır ağır atışını dinleyerek, korkudan ürpererek uykuya dalarcasına Sabah yavaş yavaş ışınlarını kilitlere yöneltip karanlığın kapıları açılıncaya dek. s. 23, Tomas...

Alejandro Zambra - Bonzai

Resim
"Saçma, tıpkı rüya gibi. Çünkü  bu  bir rüya. Aptalca. Seni anlamıyorum. Bir şey yok, saçma işte." Bonzai, s. 29. *Fotoğrafın alındığı websitesi:  http://static.diario.latercera.com/201104/1238887.jp g

Sine Ergün - Bazen Hayat

Resim
Aklımızda yer etmeme olasılığı olmayan ân'ları barındıran Beklenmeyen bir zamanda okunmak için kendilerini çağıran Kısa, fakat yoğun ve dolayısıyla içimize işlemeye müsait Hayatın dip köşelerinde saklı kalmışlıkları çekmecelerinden çıkaran Öyküler *Yazarın fotoğrafı www.edebiyathaber.net adresinden alınmıştır.

Nâzım Hikmet Ran

Resim
Ellerinize ve Yalana Dair Bütün taşlar gibi vekarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz. Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü, tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz. Bu dünya öküzün boynuzunda değil, bu dünya ellerinizin üstünde duruyor. Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız. Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan. insanlar, ah, benim insanlarım, hele Asyadakiler, Afrikadakiler, Yakın Doğu, orta Doğu, Pasifik adaları ve benim memleketlilerim, yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu, elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız, elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz. İnsanlarım, ah, benim insanlarım, Avrupalım, Amerik...

Murathan Mungan - Ley Hatları

Resim
Ley hatları * Şair, sözünü ley hatları üzerine kurar. Yeryüzünün paralellerinin ve meridyenlerinin kesişme noktalarıdır bunlar. Yoğun titreşimler barındırır, yoğun titreşimler  yayarlar. Oradan konuşan şairler, oradan konuşmayanın frekansları farklıdır. *Murathan Mungan, Sözcükler, 2012/1, Ocak-Şubat sayısı,  s. 34'ten alınmıştır. Murathan Mungan'ın fotoğrafı kendisinin  internet sitesinden alınmıştır. Sözcükler dergisinin fotoğrafı  ise derginin internet sitesinden alınmıştır.

Oğuz Atay - Tutunamayanlar

Resim
"Ben kendimi yeterli görmüyorum. Ne için yeterli? Her şey için. Topluluğun eylemine engel olabilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek güçte olmadığımı seziyorum. Başkalarına söyleyebilecek bir sözüm olması için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. Bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim. Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi, kendi dışında başka hiç bir sorunu çözemez." Oğuz Atay, Tutunamayanlar, 53. baskı, 2011, İletişim Yayınları, s. 93-94.

Sarı

Resim
"Birden çocukken en sevdiği rengin sarı olduğu aklına geldi. Bu hatırlayış şaşırttı onu. Nasıl da değişiyordu insan zamanla. Uzun zamandır kendini solgun gösterdiğini düşündüğü sarıdan hiç hoşlanmıyor ve bu rengi üzerinde taşımak istemiyordu. Çocukken böyle şeyler düşünmüyordu insan ne de olsa. Güdüleri ve beğenileri üçüncü kişilerin gözüyle kirletilmiş olmuyordu henüz. Mutluluğun aranan bir şey haline henüz dönüşmediği zamanlardı onlar."  (Yalçın Tosun - Peruk Gibi Hüzünlü s. 99 "Bir Gök Bakımlık" isimli öyküsünden alınmıştır.) *Fotoğraf YKY internet sitesinden alınmıştır.